Ahmet Fatih Şen- Özel Haber- İzmir’in en kalabalık ve en renkli ilçelerinden Buca, sadece bugünü değil, köklü bir geçmişi de ağırlıyor. İsminin kökeni, binlerce yıl öncesine uzanan ve farklı kültürlerin harmanlandığı bir hikayeyi anlatıyor.
ESKİ YUNANCA’DA “KOHİ”: İSMİN KÖKENİ “ÇUKUR” ANLAMINA MI GELİYOR?
En güçlü teoriye göre, Buca ismi Eski Yunanca’da “çukur” veya “bir açının iç tarafı, dibi” anlamına gelen “Kohi” kelimesinden türemiş. Zaman içinde bu kelimenin “Gonia”, ardından “Bugia” ve nihayet “Buca” şekline dönüştüğü düşünülüyor. Bu teori, Buca’nın coğrafi olarak hafif çukur bir arazide, Nif Dağı’nın eteklerinde kurulmuş olmasıyla da örtüşüyor. Alternatif bir görüş ise, Bizans döneminde bölgede yaşayan Vuzas (Vuza) isimli bir toprak sahibinin adından gelmiş olabileceğini öne sürüyor.
1688 DEPREMİ VE FRANSIZ KAYITLARINDA İLK KEZ “BUCA”
Buca adının tarihi belgelerdeki ilk kesin görünümü, 1688 yılında İzmir’de meydana gelen büyük bir depreme dayanıyor. Bu deprem sonrasında İzmir Fransız Konsolosluğu, Buca’ya taşınmış ve konsolosluk kayıtlarında bölge ilk kez “Buca” olarak anılmaya başlanmış. Bu tarihi an, ismin resmi olarak literatüre geçiş noktası oldu.
ANTİK ÇAĞDAN LEVANTEN KÖŞKLERİNE: BİR KÜLTÜR MOZAİĞİ
Buca’nın tarihi, isminden çok daha eskilere, antik çağa kadar uzanıyor. Bölgede yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları, MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan yerleşim izlerini ortaya çıkardı. 1868’de bulunan ve şu anda British Museum’da sergilenen antik bir kadın büstü de bu kadim geçmişin somut kanıtı.
19. yüzyılda ise Buca, İzmir’de ticaret yapan Avrupalı Levanten aileler için gözde bir sayfiye yeri haline geldi. İngiliz, Fransız ve Hollandalı ailelerin yaptırdığı görkemli malikâneler ve köşkler (Forbes, Gout, Baltacı gibi), ilçenin mimari kimliğine damga vurdu. Bu dönemde inşa edilen Protestan ve Katolik kiliseleri, Buca’nın çok kültürlü ve kozmopolit yapısının birer simgesi olarak hâlâ ayakta.
CENNET ANLAMINDAKİ “PARADİSO”DAN “ŞİRİNYER”E
Buca’nın tarihindeki ilginç dönüşümlerden biri de, bugün Şirinyer olarak bilinen semtte yaşandı. Bölge, geçmişte su bolluğu ve güzelliği nedeniyle “Cennet” anlamına gelen “Paradiso” ismiyle anılıyordu. Daha sonra “Kızılçullu” adını alan semt, 1955 yılında dönemin siyasi atmosferi içinde “Şirinyer” olarak değiştirildi. Buca’nın önemli tarihi yapılarından Roma dönemine ait Kızılçullu Su Kemerleri de bu bölgede bulunuyor.
BİR İLÇENİN DÖNÜŞÜMÜ: RUM KÖYÜNDEN METROPOL İLÇEYE
20. yüzyılın başlarında nüfusunun büyük bölümünü Rum ve Levantenlerin oluşturduğu Buca, 9 Eylül 1922’den sonra demografik bir dönüşüm yaşadı. Cumhuriyet’in ilanından sonra hızla büyüyen ilçe, 1987’de resmen ilçe statüsüne kavuştu. Bugün, yarım milyonu aşan nüfusuyla İzmir’in en kalabalık ilçesi olan Buca, binlerce yıllık tarihinin izlerini sokağında, mimarisinde ve kültürel dokusunda yaşatmaya devam ediyor.
